Diksiyonun Gücü Nereden Gelir?

En son güncellendiği tarih: Mar 11

Diksiyonun gücü nereden gelir?

Sıkıcı bir pazartesi günü, Ali’ler tam derslere başlayacakken içeriye bir kız girdi. Öğretmen, sınıfa kızın nereden geldiğini anlattı. Kızın adı bile Ali’ye bir başka hissettirmişti; Zehra. Zehra gelir gelmez, konuşurken diyafram nefesi kullanmasıyla, hitap ederken ki açıklığıyla, iletişim kurarken diline olan hâkimiyetinin özgüveniyle ve genel anlamda diksiyonuyla herkesi büyülemiş, kendine hayran bırakmıştı. Diksiyon eğitimi almışçasına temiz ve parlak bir konuşması vardı. Ancak Ali’nin ne kalkıp selam vermeye ne de kızla konuşmaya cesareti vardı. Yine de Ali şans eseri Zehra ile tanışmış oldu.

O günden sonra gel zaman git zaman, Ali ve Zehra sürekli olarak buluşuyorlardı. Bir okul çıkışı, Zehra elinde bir broşürü sallayarak Ali’nin yanına geldi. Broşürde okulun tiyatro ekibine girmek için bilgiler verilmişti. Zehra katılmak istediğini Ali’ye söyledi fakat Ali’nin katılmaması gerektiğini, diksiyon bozukluğu nedeniyle yapamayacağını düşündüğünü ifade etti. Çünkü Zehra’ya göre Ali’nin diksiyonunun bozukluğu, kelimelerin içindeki bazı sesleri yutması, konuşurken yuvarlaması onu direkt olarak tiyatrodan uzaklaştırmaya yetecek bir şeydi.

Evde annesi ve babası Ali’nin bu üzüntüsünü fark etmiş bu sorunun çözümünü düşünürken annesinin aklına internette gördüğü bir ilan geldi. Bu bir diksiyon eğitimi ilanıydı. Aile, bir plan yaparak Ali’yle konuşmaya ve onu diksiyon kursuna gitmeye ikna etmeye karar verdiler. Akşam, yemek masasında aile, Ali’ye durumu ve buldukları çözümü anlattı. Ali, şaşırtıcı bir biçimde bu habere heyecanlandı ve Zehra’nın çok şaşıracağını düşünüp kabul etti.

Ali, ertesi gün diksiyon eğitimi almaya başladı. Fakat bu eğitimi gizli gizli alıyordu ve yine gizli bir şekilde tiyatro elemelerine çalışıyordu. Her gününü, Zehra’ya sürprizini açıklamak için sabırsızlıkla geçiriyor, bu hırsla elemelere daha sıkı hazırlanıyordu. Okulda değişimi fark edilmesin diye eski halinde gezmeye devam ediyordu. Fakat büyük bir ilerleme kaydetmişti. Aynı zamanda yine kimse görmeden gizli gizli elemelere başvurmuştu.

Çalışmalar ve dersler sonunda, eleme günü gelmişti. Önce Zehra, ardından Ali elemelere katıldı. Ali’nin elemeleri gayet iyi geçmiş; diksiyonu, mimikleri, artikülasyonu ve diyaframını düzgün kullanarak jürileri etkilemeyi başarmıştı. Ardından sonuçları açıklamak için herkesi içeri davet ettiler. Arkadaşları, Ali’nin de seçmelere katıldığını görünce çok şaşırmışlardı. Özellikle Zehra, Ali’ye bakıp duruyordu. Ardından tiyatroyla ilgilenen öğretmen, elinde sonuç listesiyle geldi. Birinci sırada Ali, ikinci sırada ise Zehra vardı. Başta Zehra olmak üzere bütün arkadaşları Ali’nin diksiyonuna bu duruma çok şaşırmışlardı.

Ali, o gün eve dönerken arkasından birinin seslendiğini duydu. Dönüp baktığında Zehra’yı gördü. Zehra, Ali’ye ondan özür dilediğini, bir an yeteneksiz olduğunu düşünerek kendini doldurduğunu ve Ali’den bu sebeple uzaklaştığını açıkladı. Fakat Ali, Zehra’nın tüm bu kırıcı ve kibirli sözlerini dinledikten sonra ona sadece iki kelime söyledi: Teşekkür ederim. Ardından Zehra’yı orada kafasında soru işaretleriyle bırakarak eve giderken düşündü; aslında Zehra’nın onu aşağılaması ve ona kötü davranması, Ali’nin kendine gelmesini sağlamıştı. Özellikle diksiyon konusunda atıldığı bu serüvenin günün birinde hayatında çok önemli bir dönüm noktası olacağını biliyordu.

Yıllar sonra Ali, çok ünlü bir diksiyon eğitimcisi oldu ve kendi gibi gençlerin hayatına dokunabilmek için birçok seminer ve sempozyum düzenledi. Ardından kendisi gibi diksiyon eğitimine gönül vermiş bir kadına âşık oldu ve onunla evlendi. Eski okulunda düzenlediği bir seminerde, kendisi gibi reddedilen ve içine kapanık olan bir çocuk gördü. Onu seminerden sonra yanına çağırarak ona kendi hayat hikayesini anlattı. Tam geriye dönüp gidecekti ki, çocuk bir anda “anne” diyerek bir kadına doğru koştu. Ali dönüp baktığında, gördüğü kişi Zehra’dan başkası değildi. Fakat Ali, sadece gülümseyerek okuldan çıktı ve mutlu hayatına geri döndü.


Bize kendi kaleminden çıkan bu yazısını yolladığı için Manisalı küçük hikayecimiz Rüzgara teşekkür ederiz.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör